ALBÜM PİYASAYA OYNAMAK İÇİN ÜRETİLMEDİ
Türk Rock müziğinin doruğu bugünlerde dumanlanmaya başladı. Kaan Tangöze,
Batuhan Mutlugil ve Ari Barokas'tan oluşan Duman, NR1 Müzik'ten çıkardığı ilk
albümüyle Türk müzikseverlerin karşısına çıkıyor.
Tıpkı şarkılarında dedikleri gibi, 'Hatunun canı çeker...' Nitekim hatunun da
canı çekti, alıp başını onlarla röportaja gitti. Şöyle dolu dolu solumuşum
Duman'ın müziğini; elemanlarla sohbeti de koyulaştırınca, size sadece okuması
kaldı. Buyrun size bol duman içerikli bir röportaj. Sağlığınız açısından bir şey
yok, bu dumanı dilediğiniz kadar içinize çekebilirsiniz!
Duman nasıl tütmeye başladı?
Kaan bir dönem Amerika'da kaldı ve dönüşünde bizleri aradı, buluştuk ve bir
cafe'de grubu kurduk. Daha önceden birlikte müzik yapmış olmamız da bunu oldukça
kolaylaştırdı.
Albümün oluşum aşamasından biraz bahsedelim.
Parçaların tamamına yakınını Kaan Amerika'dayken yaptı. Besteler hazırdı,
Ari'nin evindeki home stüdyoda hazırladık. Geriye yalnızca grup olarak bu
şarkıları çalışıp stüdyoda kaydetmek kalmıştı. Onu da kısa zamanda yaparak
albümü hazırladık.
Müzisyenler için bütün şarkılar birbirinden değerlidir
ancak yine de bazılarının daha çok sevildiğini biliyorum. Sizin bu albümdeki göz
ağrınız hangisi?
Aslında bütün parçalar Kaan'ın parçaları ama hepimiz çok benimsediğimiz için her
birinin ayrı bir lezzeti var. 'Halimiz Duman'dan başka, 'Yalnızlık Paylaşılmaz'
veya 'Senin Gibi'den başka bir tat alıyoruz. Ama yine de 'Köprüaltı', 'Yalnızlık
Paylaşılmaz' ve 'Halimiz Duman' bunlar başı çekiyor.
Şarkı sözleriniz çok güzel, çok keyif verici. Bu
sözlerle, dinleyenlere keyiften başka bir şeyler vermek, bir mesaj iletmek
kaygınız var mı?
Hepsinin kendi çapında bir mesajı var. Bu mesajlar da genelde şahsi duygularla
ilgili. Her dinleyenin kendine has bir şeyler çıkartabileceği sözler bunlar.
Herkes kendi hayal gücüyle bu şarkıları şekillendirebilir. Bunların arasında
yalnızca 'İstanbul' ve 'Dönek' biraz daha toplumsal sözlere sahip.
Türkiye'de rock müziğin gidişatını nasıl
değerlendiriyorsunuz?
Çok güzel şeyler yapan isimler var. Şebnem, Özlem, Teoman bizlerin bar
çevrelerinden tanıdığı kişiler. Çok güzel bir hareket olduğunu söyleyebiliriz.
Türkiye'de müzik üretmek, müzisyen olmak zor mu?
Zorlukları neler?
Bizler bu konuda yine de biraz şanslıyız. Çünkü prodüktörümüz bizi oldukça rahat
bıraktı, istediğimiz sound'u yakalayabildik. Ancak birçok insanın son derece
kısıtlandığını, başka kişilerden parça almak zorunda kaldığını duyuyoruz. Diğer
bir zorluksa bağlama, kemençe, zurna yerine gitarla, bateriyle, basla Türkçe bir
şeyler anlatmaya çalışırken yabancı olmamız. Hala bunları aşabilmiş değiliz. On
sene öncesine göre albüm yapmak kolaylaştı. Artık hemen herkes niyet ettikten
sonra albüm yapabiliyor.
Kaan yurtdışında uzun bir süre kaldığı için sormak
istiyorum, yurtdışında bu işler nasıl yürüyor?
Türkiye'ye göre daha profesyonel tabii ki. İki türlü müzisyen var: Milyonda
birdeki başarılı olanlar, bir de başarılı olamayanlar. Ancak başarılı
olamayanlar da hayatlarına devam edecek kadar kazanabiliyorlar. Herkes kendi
şehrinde çalışmalarını sürdürebiliyor. O bölgede o adamın barlarda, konserlerde
kendisini hep takip eden birkaç bin dinleyicisi olabiliyor. İyi bir menajerle
müzikten kopmuyorlar.
Duman'ın kalıcı olacağına inanıyor musunuz?
Kesinlikle inanıyoruz. Çünkü bütün parçaları severek yaptık. Hiçbiri piyasaya
oynamak için üretilmedi. Bu parçalar hepimizin. Başarısızlık durumunda başka
işlere yönelmemiz söz konusu değil. üreten insanlar olduğumuz için müzik dünyası
içinde var olacağız.
Yakın dönem projeleriniz neler?
'Köprüaltı'na klip çekmek için sponsor arıyoruz. Canlı çalmaktan çok büyük keyif
alıyoruz. O yüzden kayıtlarımızı da öyle yaptık. Ortaya canlı performans
koyabilmek için konserlerin olmasını istiyoruz. Albümün tanıtımı için bir parti
yapılacak ve biz de ilk orada sahnede olacağız.
Albümden sonra barlarda çalmayı düşünüyor musunuz?
Şu an kesin bir şey söylememiz mümkün değil. Ancak konserlerin daha çok yazın
olduğunu düşünürsek, nisan ayına kadar ancak barlarda çalabiliriz. Kesinleşmiş
bir şey olmadığı için her hafta mı, on beş günde bir mi çalarız söylemek güç.
Ama sürekli çalmak istiyoruz. Çalmak bizim için nefes almak gibi.
Müziğini beğendiniz, dinlediğiniz isimler kimler?
Özdemir Erdoğan, Erkan Oğur gibi isimlerin yanında bizim jenarasyonumuzdan rock
müzik yapan arkadaşları dinliyor ve seviyoruz.